
Günümüz mimarisinde görsellik ve fonksiyonellik artık birbirinden ayrılamaz iki unsur haline geldi. Şehirlerin silüetini belirleyen devasa gökdelenlerden butik iş merkezlerine kadar pek çok yapıda, alüminyum cephe sistemleri bir standart haline dönüşmüş durumda. Peki, bu sistemleri bu kadar vazgeçilmez kılan nedir?
Alüminyum, doğası gereği oldukça hafif ama bir o kadar da dayanıklı bir metaldir. Bu özelliği, mimarların hayal güçlerini sınırlamadan projelerini hayata geçirmelerine olanak tanır. Silikon cephe, kapaklı cephe veya yarı kapaklı sistemler sayesinde binalar tamamen camdan bir kristal gibi görünebilir ya da dikey hatlarla derinlik kazanabilir. Zeta Alüminyum olarak, projelerimizde bu tasarım özgürlüğünü en ileri mühendislik çözümleriyle birleştiriyoruz.
Betonarme yapıların üzerine binen yükü azaltmak, binanın deprem dayanıklılığı ve ömrü açısından kritiktir. Alüminyum, çelikle kıyaslandığında çok daha hafiftir ancak doğru alaşımlarla üretildiğinde (6063 alaşımı gibi) olağanüstü bir mukavemet gösterir. Bu durum, montaj hızını artırırken ana taşıyıcı sisteme binen yükü minimize eder.
Dış cepheler; yağmur, kar, güneş ışığı ve hava kirliliği gibi aşındırıcı etkilere doğrudan maruz kalır. Alüminyum, kendi üzerinde oluşturduğu doğal oksit tabakası sayesinde korozyona (paslanmaya) karşı doğal bir koruma sağlar. Eloksal veya elektrostatik toz boya işlemleriyle bu koruma ömürlük bir seviyeye taşınır. Bu da mülk sahipleri için uzun vadede devasa bakım masraflarından tasarruf demektir.